Taşın Hafızasını Okumak: Reyhan Sezgin ile Anadolu’nun Sessiz Tanıkları
Türkiye’nin binlerce yıllık medeniyetler mirası, yalnızca taşın hafızasında değil; onu okuyan, anlamlandıran ve bugünün insanına yeniden anlatanların sesinde yaşamaya devam ediyor. Sezgin Marble’ın kurucu ortağı Reyhan Sezgin, bu seslerden biri.
Antik kentler, kaybolmuş uygarlıklar, taşın katmanlarında saklı hikâyeler ve kültürel miras, Reyhan Sezgin’in merakı, araştırmacı ruhu ve sahadaki sezgisel gözlemleriyle YouTube’da Sezgin Marble kanalında (https://www.youtube.com/@sezginmarble) yayınlanan belgesel dizisinde yeniden hayat buluyor.
Geçtiğimiz dönemde dokuz kenti konu edinen bu serideki belgesellerin yeni bölümleri, Anadolu’nun jeolojik çeşitliliğini yalnızca bir doğal taş perspektifinden değil, medeniyetlerin birbirine temas ettiği katmanlı bir zaman yolculuğu olarak anlatıyor. Reyhan Sezgin, hem bir iş insanı hem de kültürel mirasa tutkuyla bağlı bir anlatıcı olarak izleyiciyi yalnızca görüntüye değil; bağlama, arka plana ve taşın içindeki hafızaya doğru davet ediyor. Bu kentleri gezerken Ali Mucak ile birlikte sohbet ediyor; izleyeni de bu samimi sohbete dahil ediyor.
Bu seri aynı zamanda, Sezgin Marble’ın yıllardır savunduğu taşın yalnızca bir malzeme değil, bir kültür, bir iz, bir devamlılık olduğu fikrinin belgesel karşılığı niteliğinde. Yeni bölümler hem Türkiye’nin arkeolojik zenginliğini görünür kılmayı hem de bu zenginliğe sahip çıkmanın çağdaş sorumluluğunu hatırlatmayı amaçlıyor. Bu özverili çalışmanın mutfağını anlama ve Reyhan Sezgin’i daha yakından tanımak için ona sorular yönelttik.
Röportaj: Özlem Yalım

Sezgin Marble, Fotoğraf: Alper Sezer.
Sayın Reyhan Sezgin, kültürel mirasa ve arkeolojik alanlara olan ilginiz nasıl başladı? Bu merak hangi yaşanmışlıklardan beslendi?
Çocukluğumdan itibaren taşla, mekânla ve zamana direnen yapılarla özel bir bağ kurdum. Antik kentlerde dolaşırken yalnızca geçmişi değil, insanlığın ortak hafızasını hissettiğimi fark ettim. Bu ilgi zamanla bir meraktan öte, anlamaya ve aktarmaya dair bir sorumluluğa dönüştü. Okuduklarım, gezdiklerim ve sahada geçirdiğim zaman bu merakı sürekli besledi.
İş dünyasındaki rolünüz ile araştırmacı ve belgesel anlatıcısı kimliğiniz nasıl bir araya geldi?
Aslında bu iki kimlik birbirinden hiç kopuk olmadı. Doğal taşla çalışmak, ister istemez sizi jeolojiye, tarihe ve kültüre yaklaştırıyor. İş dünyasında edindiğim disiplin, belgesel üretiminde yapı kurmamı sağlarken; araştırmacı tarafım da yaptığımız işe derinlik kazandırdı. Ayrıca işim gereği çok sık olarak yurtdışı ilişkilerde bulunuyorum ve orada sahip olduğumuz kültürel, mimari ve teknik zenginliği tartışacak bir zemin bulmak da mümkün her zaman.
Bu belgesel serisini hazırlama fikri nasıl ortaya çıktı? İlk bölüm için sizi harekete geçiren şey neydi?
Uzun yıllardır gezdiğim antik kentlerde, anlatılmayı bekleyen çok güçlü hikâyeler olduğunu hissediyordum. Ancak bunlar genellikle akademik ya da yüzeysel anlatılar arasında sıkışıp kalıyordu. İlk bölüm, bu boşluğu doldurma isteğinden doğdu: taşı, mekânı ve insan hikâyesini bir arada anlatma ihtiyacı denilebilir özetle.

Sezgin Marble, Fotoğraf: Alper Sezer.
Bir antik kenti anlatırken sizin için en kritik olan şey nedir? Mekân mı, tarih mi, yoksa orada duyumsadığınız görünmez enerji mi?
Hepsi… Ama sanırım en belirleyici olan “bağlam”. Mekân ve tarih, o görünmez enerjiyle birleştiğinde anlam kazanıyor. Bir kentin taşlarına dokunduğunuzda, orada yaşanmış hayatların izlerini hissetmek anlatının kalbini oluşturuyor. İnsanların doğal taşı o günün teknikleri ile nasıl da şekillendirdiğine ve yapıları kentleri yarattığına her defasında şaşırıyorum; kentlerin sokaklarında yürürken o zamanlardaki insanları ve yaşamlarını hayal etmeye çalışıyorum.
Ayrıca bizler bu kalıntıların bugününü kayıt altına alıyor ve değerlendiriyoruz. Bildiğiniz gibi tarihe tanıklık eden bu yapılar sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde. Bugün gezdiğiniz bir kentte farklı kazılar yapılabilir ve gün ışığına çıkabilir veya zamanla tahribat yaşanabilir… Gelecekte bugün kayıt altına aldığımız bu belgesellerin kıyaslama adına bir kaynak olması fikri de epey motive edici oluyor.
Çekimlerde en çok zorlandığınız an neydi? Hem fiziksel hem de duygusal olarak…
Antik kentlerin pek çoğu zor coğrafi koşullar ile sizi karşılıyor; bu fiziksel olarak yorucu; ancak asıl zorlayan, tahrip olmuş alanlarla karşılaşmak oluyor. Binlerce yıllık bir mirasın hoyratça zarar gördüğünü görmek, insanı derinden sarsıyor. Kimi yerlerde de ilgisizliğin, kimsesizliğin sessizliği beni üzüyor.
Yeni bölümlerin çekimlerinde sizi şaşırtan, hiç beklemediğiniz bir keşif oldu mu?
Evet, özellikle bazı kentlerde taşın kullanım biçimleri ve yerel malzemeyle kurulan ilişkiler beni çok şaşırttı. Medeniyetlerin doğayla kurduğu denge, bugünün dünyası için çok güçlü dersler barındırıyor.
Bir kentin taşlarını okuduğunuzda, size göre geçmişin hangi sesi en güçlü duyuluyor?
İnsan sesi. Güç, iktidar ya da ihtişamdan çok; gündelik hayatın, emeğin ve sürekliliğin sesi. Taş, en çok bu sıradan ama kalıcı hikâyeleri fısıldıyor.

Sezgin Marble, Fotoğraf: Alper Sezer.
Belgeselin yeni bölümlerinde Türkiye’nin hangi antik kentlerini keşfediyoruz ve bu kentleri seçme nedeniniz neydi?
Önceki sezonlarda ele aldığımız dokuz antik kentin ardından, yeni bölümlerde Anadolu’nun farklı jeolojik ve kültürel katmanlarını temsil eden kentlere odaklandık. Bu seçimde, yalnızca arkeolojik önem değil; taşın kaynağı, kullanım biçimi ve coğrafyayla kurduğu ilişki belirleyici oldu. Her kent, Anadolu’nun çok katmanlı hafızasını başka bir açıdan okumamıza imkân tanıyor. Yeni bölümler, Asklepion ve Alinda olarak yayınlandı. Daha önce Metropolis, Laodikeia, Iasos, Aizanoi, Afrodisias, Manesia, Priene, Miletos, Aigai olarak çekilmişti.
Yeni bölümlerde izleyiciyi nasıl bir kurgu, hangi hikâyeler bekliyor?
Bu kez anlatı daha derinlikli ve sohbet odaklı. Ali Mucak ile yaptığımız yürüyüşler ve konuşmalar, izleyiciyi klasik bir belgeselden çok, düşünsel bir yolculuğa davet ediyor. Hikâyeler taş üzerinden akıyor ama insanla tamamlanıyor. Amacımız ilk günden beri ekran başındaki izleyicileri sanki kendileri geziyormuşçasına samimi bir tura çıkarmaktı; açıkçası buna aynı biçimde devam ediyoruz.
Sezgin Marble’ın global marka kimliği ile bu belgesel projeleri arasında nasıl bir bağ görüyorsunuz?
Bu belgeseller, Sezgin Marble’ın “taşı bir kültür taşıyıcısı olarak görme” yaklaşımının doğal bir uzantısı. Kurumsal logomuzda dahi bir Ion sütunu bulunuyor; özellikle İzmir’de olduğumuz için ve bu coğrafyada İyonya kültürü ve mirasının üzerinde konumlandığımız için böyle bir tercihimiz olmuştu. Dünya pazarındaki söylemlerimizde “doğanın izi” derken bu izin sadece malzeme odaklı değil kadim bir kültürler yumağının izi olduğunu vurguluyoruz. Bu coğrafyanın bir kuruluşu olarak, global bir marka olmanın yalnızca ticari değil, kültürel bir sorumluluk da taşıdığımıza inanıyoruz.

Sezgin Marble, Fotoğraf: Alper Sezer.
Bu serinin uzun vadeli hedefi nedir? Kitap, podcast, sergi gibi devam projeleri düşünüyor musunuz?
Şu anda önceliğimiz olabildiğince çok kenti belgelemek ve bugünkü koşullarında kayda geçirmek. Elbette ileride bu seriyi çok katmanlı bir anlatıya dönüştürmek de düşünülebilir. Kitap, podcast ve hatta sergi formatları üzerinde çalışacağız. Amacımız bu birikimi her türlü görünür kılmak ve kalıcı hale getirmek.
Bu belgeselleri çekerken kendinizle ilgili fark ettiğiniz en güçlü değişim ne oldu?
Öncelikle yapısal ve mimari detaylar anlamında bilgim ve görgüm arttı. Malzeme kullanımının neden sonuç ilişkisi; başa bir deyişle fonksiyon ile olan ilişkisi alanında derinlik kazandım. Diğer yandan daha yavaşlamayı ve daha dikkatli bakmayı öğrendim. Her taşın, her boşluğun bir anlam taşıdığını fark etmek, insanın bakışını gerçekten de dönüştürüyor. Bu seriyi izleyen gençlere, öğrencilere, tasarımcılara ve tarih meraklılarına ne söylemek istersiniz?
Daha çok ilgi gösterilmesi öncelikli tercihim olurdu. Fiziksel olarak gidilemiyorsa, bizlerin hazırlayıp sunduğu gibi kaynaklara artık günümüz teknolojileri ile ulaşılabilir. Yurt dışındaki pek çok insan bizim üzerinde yaşadığımız coğrafyaya daha ilgili ve duyarlı. Bu toprakların sunduğu zenginlikleri araştırmadan, bunları anlamadan iyi bir mimar, kent tasarımcısı, peyzaj mimarı veya mühendislik okumak, yapmak bana hep yarım kalırmış gibi geliyor. Özellikle gençlere “geçmişe yalnızca bakmayın; onu okuyun, sorgulayın ve bugüne taşıyın” demek isterim. Çünkü kültürel miras, korunacak bir şeyden çok, devam ettirilecek bir sorumluluktur.
https://artcolumn.com.tr/tasin-hafizasini-okumak-reyhan-sezgin-ile-anadolunun-sessiz-taniklari/
Latest Articles
A GUIDE TO NATURAL STONES
Discovering the unique qualities and applications of premium natural stones for modern construction and design
UNDERSTANDING STONE INTELLIGENCE
Marble is one of the leading structural materials since ancient times. Natural stones and marbles are often described as inert, static, and permanent. Yet architects, sculptors, and builders across centuries have treated stone as something far more complex: a material that reacts, adapts, and remembers; and they createdmasterpieces in ever field. While marble is not “alive” in the biological sense, it behaves with a form of material intelligence, responding to climate, time, use, and context in ways synthetic materials cannot.
STONE TAKES THE STAGE: MARBLE & NATURAL STONE TRENDS FOR 2026
Discover the defining natural stone trends for 2026 with Sezgin Marble’s global forecast. As the industry shifts from cold minimalism to warm earth tones and rich tactility, we explore how marble is evolving from a mere finish into the "main character" of interior design. Learn about the rise of honed surfaces, monolithic sculptural elements, and the new palette of ambers and greens reshaping luxury spaces.
You May Also Like
5 REASONS TO VISIT US DURING MARMOMAC
Marmomac is around the corner and it is one of the best opportunities of the year to meet our dear friends, clients, and collaborators. Here are 5 reasons why you won't want to miss out on our stands:1 - A Selected Collection of Natural Stone: Our stands will showcase an extensive collection of over 12 different marble selections of our best sellers. Each piece has been carefully selected to reflect the latest trends in the architecture and design world.2 - Unleashing the Versatility of Natural Stone: Because one of the things we do like the most about Stone is its versatility, we wa...
2025 KITCHEN TRENDS MEET TIMELESS NATURAL STONE
A Love Letter to Kitchens That Embrace Natural Beauty: Every year, interior design evolves, bringing in new ways to express creativity, personality, and lifestyle. Yet, it’s impossible to ignore how stone plays a major role in shaping these trends.Kitchens in 2025 are making bold statements—going beyond just function to become the heart and soul of a home. And what better way to bring depth, elegance, and timelessness to a space than with natural stone? It’s not just a surface; it’s a story written by nature, waiting to be told in the most beautiful way.Here are some of our favorite up...
EİB ÖDÜLLÜ SEZGİN MARBLE, MARBLE İZMİR 2025’TE
Ege İhracatçılar Birliği tarafından ödüllü Sezgin Marble, 9-12 Nisan 2025 tarihleri arasında düzenlenen Marble İzmir Fuarı’na katılıyor. 2007 yılından bu yana Türkiye’nin doğal taşlarını ve mermerlerini yurtdışına pazarlayan Sezgin Marble, fuarda konuklarını dünya taşları ile buluşturacak ve yepyeni bir girişimin ilk lansmanını gerçekleştirecek.2007 yılında Reyhan Sezgin ve Özgür Sezgin tarafından kurulan Sezgin Marble, doğal taş sektöründe faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en kaliteli mermerlerini dünya pazarına sunan lider firmalardan biri...